Cilt bakımında pH kavramı son yıllarda daha görünür hâle geldi. “pH dengeli”, “5.5 uyumlu”, “alkali içermez” gibi ifadeler artık birçok ürün açıklamasında yer alıyor.
Bu durum pH’ı önemli bir başlık hâline getirdi. Ancak önem ile abartı arasındaki çizgi her zaman net değildir.
Peki cilt pH değeri gerçekten bu kadar belirleyici mi? Yoksa zamanla tek başına olduğundan daha büyük bir anlam mı yüklenmiştir?
Bu soruya yanıt verebilmek için önce pH’ın neyi ifade ettiğini doğru konumlandırmak gerekir.
pH, bir ortamın asidik ya da alkali karakterini gösteren ölçektir. 0 ile 14 arasında değerlendirilir:
Sağlıklı bir cilt yüzey pH aralığı genellikle hafif asidiktir. Bu yapı “asit manto” olarak adlandırılır ve cilt bariyerinin önemli bir parçasını oluşturur.
Asit manto; sebum, ter ve epidermal lipitlerin oluşturduğu ince bir yüzey filmidir. Bu sistem:
Bu nedenle cilt pH değeri konuşulurken mesele yalnızca bir sayı değildir. Konu, yüzey dengesinin nasıl etkilendiğidir.
Cilt yüzey pH aralığı tek ve değişmez bir değer değildir.
Yaş, çevresel koşullar, kullanılan ürünler, temizlik sıklığı ve hatta temas edilen suyun mineral yapısı bu değerde geçici dalgalanmalara neden olabilir.
Önemli olan, cildin çoğu durumda kendi dengesini yeniden kurabilme kapasitesine sahip olmasıdır.
Her değişim bir hasar anlamına gelmez. Belirleyici olan, bu değişimin kalıcı olup olmadığıdır.
Alkali temizleyici sistemler — örneğin sabunlar — kullanım sırasında cilt yüzeyinin pH’ını geçici olarak yükseltebilir.
Bu noktada iki soru önemlidir:
Sağlıklı ve dengeli bir cilt bariyeri çoğu zaman bu geçici yükselmeyi dengeleyebilir. Ancak bariyeri hassaslaşmış, kuruluğa eğilimli veya zayıflamış ciltlerde toparlanma süreci daha farklı olabilir.
Dolayısıyla mesele “alkali temizleyici zararlıdır” şeklinde genellenemez. Mesele, cildin mevcut durumudur.
Cilt bakım ürünleri genel olarak iki gruba ayrılır: durulanan ürünler (rinse-off) ve ciltte bırakılan ürünler (leave-on).
Temizleyiciler, durulanan ürün grubundadır. Ciltle temas süreleri kısadır ve uygulama sonrasında su ile uzaklaştırılırlar.
Bu ayrım pH tartışmasında önemlidir.
Bir temizleyici kullanım sırasında cilt yüzey pH’ında geçici bir dalgalanma oluşturabilir. Ancak temas süresi kısa olduğu için bu değişim genellikle kalıcı değildir. Cilt çoğu durumda kendi yüzey dengesini yeniden kurabilir.
Belirleyici olan:
Ciltte bırakılan ürünler (leave-on) ise yüzeyle daha uzun süre temas eder. Bu nedenle formülün pH’ı ve içerik dengesi daha uzun vadeli etkileşim yaratabilir.
Temizleyiciler değerlendirilirken ürün tipinin göz önünde bulundurulması gerekir.
Geçici bir yüzey değişimi ile kalıcı bir bariyer bozulması aynı şey değildir.
Bir ürünü yalnızca cilt pH değeri üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşımdır.
Örneğin:
Temizleyiciler söz konusu olduğunda temas süresi genellikle kısadır. Bu nedenle değerlendirme yalnızca sayıya indirgenmemelidir.
Cilt bariyeri, temas süresi ve formül bütünlüğü birlikte düşünülmelidir.
Cilt dengesi tek başına pH ile açıklanamaz.
Aşağıdaki faktörler de belirleyicidir:
Bir temizleyici seçerken yalnızca pH dengeli olup olmadığına değil, cildin genel ihtiyacına bakmak gerekir.
pH önemli bir parametredir. Ancak tek başına bir ürünün iyi ya da kötü olduğunu belirlemez.
Cilt bakımında asıl mesele geçici dalgalanmalar değil, uzun vadeli dengedir. Denge ise tek bir sayıdan değil, sistem yaklaşımından kurulur.