Bir bakım ürününü “iyi” yapan şey, çoğu zaman içerik listesinin uzunluğu ya da iddialı vaatleri değildir. Asıl fark, formülün neden ve nasıl kurulduğunda ortaya çıkar.Lilyum Etik Bakım’da formülasyon yaklaşımı; sade, dengeli ve bilinçli seçimler üzerine kuruludur. Bu yaklaşım bir trend tercihi değil, markanın temel duruşudur.
Sade formülasyon, “ne kadar çok içerik, o kadar iyi” anlayışının karşısında durur.Her formülde şu soru sorulur:Bu içerik gerçekten bu ürün için gerekli mi?
Cilt, aynı anda çok sayıda aktif ile karşılaştığında her zaman daha iyi tepki vermez. Aksine, gereksiz kalabalıklar cildin ihtiyacını bulanıklaştırabilir. Bu nedenle Lilyum Etik Bakım ürünlerinde içerikler; görevleri net, birbiriyle uyumlu ve amaç odaklı olacak şekilde seçilir.
Sadelik burada bir eksiltme değil; netleştirme halidir.
Bir ürün yalnızca “nem versin”, “yatıştırsın” ya da “arındırsın” diye tasarlanmaz.Formülasyonlar, cildin tek bir anlık ihtiyacına değil; bakım sürecindeki genel dengesine bakılarak kurgulanır.
Bu denge üç temel eksen üzerine oturur:
Amaç, kısa vadeli “etki hissi” değil; uzun vadede sürdürülebilir bir bakım deneyimi sunmaktır.
Lilyum Etik Bakım’da formüller, pazarlama diliyle değil; yapısal mantıkla oluşturulur.Her ürün, belirli bir kullanım alışkanlığı ve ihtiyaca hizmet eder. Bu nedenle tüm ürünlerin tek bir “mucize” vaadi yoktur; ama her birinin net bir işlevi vardır.
Bu yaklaşım:
Bunun yerine, kullanıcıyı cildiyle daha sakin ve bilinçli bir ilişkiye davet eder.
Çünkü bakım, karmaşık olmak zorunda değil.Doğru yapılandırılmış bir formül; iddiaya değil, dengeye ihtiyaç duyar.
Lilyum Etik Bakım’da sade ve dengeli formülasyon anlayışı, cildi sürekli bir şeylere maruz bırakmak yerine, onun kendi ritmini desteklemeyi hedefler. Bu da markanın tüm ürünlerinde ortak bir çizgi oluşturur:abartısız, anlaşılır ve güvenli bir bakım dili.