Cildin dışarıdan pürüzsüz, canlı ya da mat görünmesi çoğu zaman tek başına bir şey anlatmaz. Asıl belirleyici olan, gözle görülmeyen ama her an çalışan bir yapı vardır: cilt bariyeri.Bu yapı sağlıklıysa, cilt daha dengeli davranır. Zayıfladığında ise kızarıklık, kuruluk, hassasiyet ya da “hiçbir ürün işe yaramıyor” hissi başlar.
Peki cilt bariyeri tam olarak nedir ve neden bu kadar önemlidir?
Cilt bariyeri, en üst cilt tabakası olan stratum corneum içinde yer alan koruyucu bir sistemdir.Basitçe söylemek gerekirse, cildi dış dünyaya karşı koruyan ve iç dengesini tutan bir yapıdan söz ediyoruz.
Bu yapı genellikle şöyle anlatılır:
Tuğlalar yerinde durur ama onları bir arada tutan harç zayıflarsa, yapı sağlam kalamaz. İşte cilt bariyeri de tam olarak bu mantıkla çalışır.
Cilt bariyerinin iki temel görevi vardır:
Sağlıklı bir bariyer, cildin nemini kolay kolay kaybetmemesini sağlar.
Bariyer güçlü olduğunda cilt, dış etkenlere karşı daha sakin kalır.
Bariyer hasar gördüğünde cilt bunu açıkça belli eder:
Bu durumda genellikle daha çok ürün kullanma eğilimi doğar. Oysa çoğu zaman cildin ihtiyacı daha fazlası değil, daha dengeli olanıdır.
Farkında olmadan bariyeri yoran bazı durumlar şunlardır:
Cilt, zorlandığında sessiz kalmaz. Sadece dili farklıdır.
Bariyer odaklı bakım, cildi “düzeltmeye çalışmak” yerine onu desteklemeyi hedefler.
Bu yaklaşımda amaç:
Daha az ama uyumlu içerik, daha sakin bir rutin ve cildin temposuna saygı…Bariyer bakımı tam olarak budur.
Cilt bariyeri, sağlıklı cildin sessiz mimarıdır.Işıltıdan, pürüzsüzlükten ya da ton eşitliğinden önce gelir.Çünkü bariyer sağlam değilse, gerisi sadece geçici çözümdür.
Cildi dinlemek, yavaşlatmak ve desteklemek…Gerçek bakım çoğu zaman burada başlar.